• SÖZCÜKLER, CÜMLECİKLER VE CÜMLELER

    SÖZCÜK TÜRETME 

    Başlıca dört şekilde türetilebilir; kelimeye ön ek getirilir:

    Örnek

    Ön Ek

    monorail, monolingual

    mono: tek

    multipurpose, multicultural

    multi: çok

    post-war, postgraduate

    post: sonra

    unusual, undemocratic

    un: değil/aksi

     

    Kelimeye son ek getirilir:

    Örnek

    Son Ek

    terrorism, sexism

    -ism ve –dom isim yapar

    employer, actor

    -er ve –or bir şeyler yapan kişiyi tanımlar, isim yapar

    widen, simplify

    -en ve –ify fiil yapar

    reasonable, unprofitable

    -able sıfat yapar

    unhappily, naturally

    -ly sık kullanılır, zarf yapar

     

    Dönüşüm ile sözcük türetilir. Bir kelimenin başka türe evrilmesidir:

    Can you text her? (Ad olan text, fiil olarak kullanılıyor)

    OK, so the meeting’s on Tuesday. That’s a definite.

    (Sıfat olan definite, ad olarak kullanılıyor)


    Özel ismin, cins isim olarak kullanılması da dönüşümdür:

    Has anybody seen my Dickens? (Dickens’ın yazdığı kitap)

     

    Birleştirme ile yeni sözcük türetilebilir. En yaygın olarak isimlerde kullanılır:

    Adlar; car park, rock band
    Sıfatlar; heartbreaking, sugar-free, airsick
    Fiiller; oven-bake, baby-sit, chain-smoke
    Zarflar; good-naturedly, nevertheless

     

    Kısaltmalar başlıca üç şekilde yapılır; kırpma, akronim ve kaynaştırma. Kırpmada bir veya daha fazla hece çıkarılır. İnsan özel isimlerinde de kırpma kullanılır:

    ad: advertisement, advert

    lab: laboratory

    Matt: Matthew

     

    Akronimde iki veya daha fazla sözcüğün ilk sesli ve sessiz harflerinden yararlanarak kısaltma yapılır:

    RAM: random access memory

    WHO: World Health Organisation

    CD: compact disc

     

    Kaynaştırmada yeni sözcük türetirken var olan kelimelerin belli kısımları birleştirilir:

    blog: web ve log

    motel: motor ve hotel

    smog: smoke ve fog

     

    Ek çıkararak sözcük türetme yapılabilir. Bu şekilde genelde addan fiil türetilir:

    Can you liaise with Tim and agree a time for the meeting, please? (ad hâli liaison)

    She’s always enthusing about her new teacher. (ad hâli enthusiasm)

     

    Başka dilden geçmiş kelimeler normalde değiştirilmez, sayılabilen tekil isimlerse bazen değişime uğrarlar. Bazen de İngilizce sözcük gibi telaffuz edilirler:

    sushi, tapas, chapatti, pizza

     

    Bazı ön ekler genelde yeni sözcük oluşturmak için kullanılırlar. e- ön eki internet ve internet kullanımı ile alakalı yeni sözcükler türetir:

    e-bank, e-cards, e-commerce, e-learning

     

    Neredeyse her adın, başka adla birleşme potansiyeli vardır:

    computer virus, carbon footprint, quality time

     

    Ön ekler geldikleri sözcüğe zıt anlamda yeni bir sözcük oluşturabilirler. Ayrıca olumsuz veya zaman, yer-yön, nitelikle ilişkili yeni sözcük türetebilir:

    Sözcük

    Ön Ekli Sözcük

    Kazandırdığı Anlam Şekli

    possible

    impossible

    zıt

    able

    unable

    zıt/olumsuz

    payment

    non-payment

    olumsuz

    war

    pre-war

    zaman (önce)

    terrestrial

    extraterrestrial

    yer-yön (dışında/ötesinde)

    cook

    overcook

    nitelik (çok fazla)

     

    The meat was overcooked and quite tasteless.

     

    En yaygın kullanılan ön ekler:

    Ön Ek

    Anlam

    Örnek

    anti-

    against/opposed to

    anti-government, anti-racist, anti-war

    auto-

    self

    autobiography, automobile

    de-

    reverse veya change

    de-classify, decontaminate, demotivate

    dis-

    reverse veya remove

    disagree, displeasure, disqualify

    down-

    reduce veya lower

    downgrade, downhearted

    extra-

    beyond

    extraordinary, extraterrestrial

    hyper-

    extreme

    hyperactive, hypertension

    il-, im-, in-, ir-

    not

               

    illegal, impossible, insecure, irregular

    inter-

    between

    interactive, international

    mega-

    very big, important

    megabyte, mega-deal, megaton

    mid-

    middle

    midday, midnight,

    mid-October

    mis-

    incorrectly, badly

    misaligned, mislead, misspelt

    non-

    not

    non-payment, non-smoking

    over-

    too much

    overcook, overcharge, overrate

    out-

    go beyond

    outdo, out-perform, outrun

    post-

    after

    post-election, post-war

    pre-

    before

    prehistoric, pre-war

    pro-

    in favour of

    pro-communist,

    pro-democracy

    re-

    again

    reconsider, redo, rewrite

    semi-

    half

    semicircle, semi-retired

    sub-

    under, below

    submarine, sub-Saharan

    super-

    above, beyond

    super-hero, supermodel

    tele-

    at a distance

    television, telepathic

    trans-

    across

    transatlantic, transfer

    ultra-

    extremely

    ultra-compact, ultrasound

    un-

    remove, reverse, not

    undo, unpack, unhappy

    under-

    less than, beneath

    undercook, underestimate

    up-

    make/move higher

    upgrade, uphill

     

    Son ekler yeni sözcük türetirler. Genellikle sözcük türü değişir. En yaygın kullanılan son ekler:

     

    Ad son ekleri;

    Son Ek

    Örnek

    -age

    baggage, village, postage

    -al

    arrival, burial, deferral

    -ance/-ence

    reliance, defence, insistence

    -dom

    boredom, freedom, kingdom

    -ee

    employee, payee, trainee

    -er/-or

    driver, writer, director

    -hood

    brotherhood, childhood, neighbourhood

    -ism

    capitalism, Marxism, socialism

    -ist

    capitalist, Marxist, socialist

    -ity/-ty

    brutality, equality, cruelty

    -ment

    amazement, disappointment, parliament

    -ness

    happiness, kindness, usefulness

    -ry

    entry, ministry, robbery

    -ship

    friendship, membership, workmanship

    -sion/-tion/-xion

    expression, population, complexion


    Sıfat son ekleri;

    Son Ek

    Örnek

    -able/-ible

    drinkable, portable, flexible

    -al

    brutal, formal, postal

    -en

    broken, golden, wooden

    -ese

    Chinese, Japanese, Vietnamese

    -ful

    forgetful, helpful, useful

    -i

    Iraqi, Pakistani, Yemeni

    -ic

    classic, Islamic, poetic

    -ish

    British, childish, Spanish

    -ive

    active, passive, productive

    -ian

    Canadian, Malaysian, Peruvian

    -less

    homeless, hopeless, useless

    -ly

    daily, monthly, yearly

    -ous

    cautious, famous, nervous

    -y

    cloudy, rainy, windy

     

    Fiil son ekleri;

    Son Ek

    Örnek

    -ate

    complicate, dominate, irritate

    -en

    harden, soften, shorten

    -ify

    beautify, clarify, identify

     

    -ise/-ize

    economise, realise, industrialize
    (-ise İngiliz İngilizcesinde,

    -ize Amerikan İngilizcesinde sık kullanılır)

     

    Zarf son ekleri;

    Son Ek

    Örnek

    -ly

    calmly, easily, quickly

    -ward(s)

    downwards, homeward(s), upwards

    -wise

    anti-clockwise, clockwise, edgewise

     

    Her sözcük türüyle birleştirme yapılabilir:

    Ad; car park, soap opera

    Zamir; anyone, everything, nobody

    Sıfat; environmentally-friendly, fat-free

    Sayı; twenty-seven, three-quarters

    Fiil; daydream, dry-clean

    Edat; into, onto

    Zarf; nevertheless, nowadays

    Bağlaç; Although, however

     

    Genelde ad + ad, fiil/fiilden türemiş sözcük + ad veya sıfat + ad şeklinde birleşik ad türetilir:

    earphones (ad + ad), parking ticket (fiil + ing + ad), rescue team (fiil + ad),

    blackboard (sıfat + ad)

     

    Birleşik sıfatlar sıklıkla sıfat ile veya ing/ed alan sıfat ile biterler:

    homesick, ground-breaking, short-sighted

     

    Birleşik sözcükler ayrı, aralarına tire koyarak veya tek kelime şeklinde yazılabilirler. Ön ek olduğunda, asıl addan önce gelen birleşik sıfatta, birleştirmede öne gelen tek büyük harf olduğunda, birleştirme olduğunun anlaşılması zor olan ve kafa karıştırabilecek sözcükler olduğunda, birleşik sıfatlar addan önce sayı içerdiğinde tire kullanılır:

     post-war, well-known singer, U-turn, re-form (form again), twenty-two-year-old

     

    Bazı kısaltma kullanılarak yazılan sözcükler okunurken tüm kelime telaffuz edilir:

    Sözcük

    Kısaltma

    Doctor

    Dr

    for example

    e.g. (Latince: exempli gratia)

    Gaze Limited

    Gaze Ltd (Limited, company anlamına gelir)

    Mister

    Mr

    ounces

    oz

    Street

    St

    page 38

    p. 38

    5 kilometres

    5 km

    Kırpma ile yapılan bazı kısaltmalar:

    Sözcük

    Kısaltma

    advertisement

    advert; ad

    decaffeinated

    decaf

    examination

    exam

    memorandum

    memo

    photograph

    photo

     

    Genelde ülke ve organizasyon isimlerinden bahsederken ilk harfler kullanılır:

    USA - United States of America

    BBC - British Broadcasting Corporation

    J. Adams, lawyer (Resmî)

    John Adams, lawyer

    Robert B. Davidson

     

    Akronim ile yapılan bazı kısaltmalar:

    NATO - North Atlantic Treaty Organisation

    scuba - self-contained underwater breathing apparatus

    radar - radio detection and ranging

    SATs - standard attainment tests

     

    Uzun zamandır kullanılan akronimler küçük harfle yazılırlar.

     

    Resmî olmayan durumlarda yaklaşık, emin olmama anlamı verirken sözcüklerin sonuna –ish, -y getirilebilir. Genelde –ish, sayılar, zaman ve nicelikten bahsederken kullanılır:

    Ok, I’ll come and collect you from your house at sevenish.

     

    Sıfatlara, zarflara ve edatlara –ish gelebilir:

    A: Is he tall, her new boyfriend?

    B: Well, tallish.

     

    -ish ve –y birbirlerinin yerine kullanılabilirler. –ish daha yaygındır. –y çoğunlukla renklerle kullanılır:

    What colour tie do you think goes with this shirt? The green one? Or should it be the bluey one?

     

    Küçültme olarak kullanılan en yayıgn ön ek –mini, son ek ise –let ve –y’dır. Genelde isimlerle veya kısaltılmış adlarla kullanılır. Resmî olunmak istenmediğinde veya birine, bir şeye duyulan sevgiyi ifade ederken kullanılırlar:

    There’s a minibus outside waiting to take you all to the station.

    Here’s a booklet which gives advice on keep-fit.

    Right, Matty, I’ve got some very good news for you.

    I think she’s the perfect kitty for Jennifer.

     

    Edatlar ve öbek ekleriyle oluşturulan birleşik adlarda genelde tire kullanılır:

    father-in-law, make-up

     

    Birleşik fiiller ve zarf + birleşik sıfatlarla tire kullanılır:

    baby-sit, well-known

     

    Genelde sözcükler ve ön ekler arasında tire kullanılır:

    vice-president, ex-husband

     

    Birleşik niteleyicilerde de tire kullanılır:

    red-hot, twelve-year-old

     

    Bazen sayısal verileri kaleme alırken tire kullanılır:

    There were sixty-eight people who applied for the job.

     

    Tireler çok az kullanılır. İnsanlar genelde tire kullanmadan ya da ayırmadan yazarlar.

    En yaygın tireyle kullanılan kelime olan post-box da post box ve postbox olarak görülür.


    SÖZ DİZİMİ

     

    Etken fiille kurulan cümleler genelde tipik söz dizimine sahiptirler. Özne başa gelir ve işi yapandır. Sonrasında fiil ve nesne/dolaylı tümleç gelir. Bazen cümleciğin belli kısmını vurgulamak için tipik sıra değiştirilebilir:

    A: Have you decided what colour to paint the kitchen yet?

    B: The kitchen we’ve already painted. (Nesne + özne + fiil)

     

    Bir şey alan birinden bahsederken tipik söz dizimi kullanılabilir -dolaylı tümleç + nesne-. İş yapılan vurgulanmak istendiğinde dolaylı tümleç yerine tamamlayıcı edat kullanılabilir:

    I gave Margaret a present. (dolaylı tümleç + nesne)

    I gave a present to Margaret. (nesne + tamamlayıcı edat)

     

    Resmî durumlarda bazen nesnede verilen yeni bilgi vurgulanmak için tamamlayıcı edat başa gelir:

    For his wife, he wrote a beautiful poem. (tamamlayıcı edat + nesne)

     

    Cümledeki bir şeyi vurgulamak için en başa the thing gelebilir. Resmî bir kullanım değildir:

    The thing I like most about Italy is the food. (What I like most about Italy is the food)

     

    That cümleciğine yoğunlaşırken resmî olmayan durumlarda cümleden çıkarılabilir:

    The thing you need to remember is (that) all of the files from before 2008 are stored in Shona’s office.

     

    Mastarın olduğu cümleciğe yoğunlaşırken resmî olmayan durumlarda to cümleden çıkarılabilir:

    The thing I didn’t want to do was (to) queue all day just for a ticket, so I booked it online.

     

    One thing, thing’e göre anlamı daha da kuvvetlendirir. The thing yerine something de kullanılabilir. The thing daha spesifik ve doğrudan anlatım içerir.

     

    Cümle başında it kullanıldığında özne sonuna gelebilir

    -özne, vurgunun yapılacağı yerde olur-:

    It’s great to know that you have passed all of your exams.

    Zaman ifadelerini daha çok vurgulamak için önlerinde it is/was not until, it is/was only when gibi ifadeler kullanılabilir:

    It wasn’t until the bill came yesterday that we realised what an expensive hotel it was.

    (Until the bill came yesterday, we didn’t realise what an expensive hotel it was.)

    It was only when I woke at 8 am, that I realised the alarm hadn’t gone off!

    (When I woke at 8 am, I realised the alarm hadn’t gone off.)

     

    Cümleciğin başında there kullanılabilir, sonuna özne gelebilir. Böyle durumlarda özne vurgulanmış olur:

    There was a strange smell coming from the room.

     

    Resmî yazı dilinde –bilhassa akademik yazı- özne olarak fiillerin isim hâlleri kullanılabilir. Böylece cümlenin sonuna vurgu yapılır:

    The discovery of oil brought immense wealth to the country.

     

    Ayrık cümleler, bilinen bir şeyle dinleyici için yeni olan şey birbirine bağlanırken kullanılır. Özellikle konuşma dilinde kullanılan ayrık cümlelerde iki cümlecik bulunur ve yeni bilgi vurgulanır. En yaygın kullanılan ayrık cümle, it cümleciğidir. It’in ardından gelen bilgi dinleyici için vurgulanır. Genelde that kullanarak cümlecikler birbirine bağlanır. That’li cümlecik çoktan bilinen bilgiyi içerir. Resmî olmayan durumlarda fiilin nesnesiyse genelde cümleden çıkarılır:

    A: Sharon’s car got broken into yesterday, did it?

    B: No. It was Nina’s car that got broken into!

     

    Vurgulanan özne kişiyse that yerine who kullanılabilir. Resmî olmayan durumlarda fiilin nesnesiyse genelde who cümleden çıkarılır:

    It was my husband (who/that) you spoke to on the phone.

     

    Wh’in yer aldığı ayrık cümlelerde bilinen bir şey wh cümleciğinde, yeni bilgi ardından gelen cümlede yer alır:

    A: I don’t know what to cook for them? I don’t know what they like.

    B: What they like is smoked salmon.

     

    Özellikle konuşma dilinde önemli bir şey vurgulanmak istendiğinde cümlenin önüne getirilir –önceleme-:

    I bought a new camera. And a very expensive camera it was.

     

    Normalde cümle başına gelmeyen bazı sözcükler vurgulanmak istendiğinde cümle başına getirilirler. Edebî ve resmî bağlamda sık rastlanır:

    Carefully, he removed the lid.

    All of a sudden, it started to snow.

     

    Önceleme edat öbeği içeriyorsa genelde özne ve fiil yer değiştirir:

    On the corner stood a little shop.

    In front of me was the President of Chile.

     

    Resmî olmayan konuşmada çoğunlukla özne veya nesne cümlenin başına getirilir. Genelde ad öbeği uzunsa böyle yapılır ve cümlecikte başa getirilen ögenin yerine zamir konur:

    That man over there with the dog, he works in the corner shop.

    That book you told me about, they’ve made it into a film.

     

    Çeşitli şekillerde devrik cümle kullanılabilir. Resmî durumlarda olumsuz anlama sahip bir zarf cümlenin başında vurgulanacağında özne ve yardımcı fiil yer değiştirir:

    Seldom does one hear a politician say ‘sorry’. (One seldom hears…)

     

    Cümlenin başında not + edat öbeği veya cümlecikten sonra özne ve fiil yer değiştirir:

    Not till I got home did I realise my wallet was missing.

     

    Here ve there yer-yön zarfıyken artlarından yardımcı veya kip fiil olmadan ana fiil gelebilir:

    Here comes the bus!

    She looked out and there was Pamela, walking along arm in arm with Goldie.

     

    Bir şeyin hemen ardından gerçekleşen şeyi belirtmek için no sooner kullanılır. Genelde

    past perfect ile kullanılır ve ardından than gelir:

    They had no sooner arrived than they were arguing.

     

    No sooner cümle başında kullanıldığında yardımcı fiil ve özne yer değiştirir. Bu, daha resmî ve edebî tarzda yaygındır:

    No sooner had they started their walk than it started to rain.

     

    Resmî durumlarda not only … but also … kullanılır. Bazen also cümleden çıkarılır:

    The car not only is economical but also feels good to drive.

    I identified with Denzel Washington not only as an actor but as a person.

     

    Vurgulamak için cümle başında not only kullanılabilir. Böyle durumlarda özne ve fiil yer değiştirir:

    Not only was it raining all day at the wedding but also the band was late.

     

    Yardımcı fiil veya be ana fiili yoksa do, does, did kullanılır:

    Not only did she forget my birthday, but she also didn’t even apologise for forgetting it.

     

    BAĞLAÇLAR VE BAĞLAYICI SÖZCÜKLER

     

    And sıralama bağlacıdır. İki sözcük, öbek, cümlecik veya ön ekleri birbirine bağlar:

    I have to shower and change.

     

    Resmî olmayan konuşmadan genelde ask, buy, check, collect, do, find, get gibi fiillerle go/come arasına and gelir:

    Why don’t you go and ask her?

     

    Amerikan İngilizcesinde resmî olmayan konuşmalarda genelde and kullanılmaz:

    Dad will come collect you on the way back from work.

     

    Alışılagelmiş sabit ifadelerle sıklıkla and kullanılır. Sözcüklerin sırası değişmez:

    peace and quiet, pick and choose, come and go, knife and fork, black and White

     

    Resmî olmayan konuşmada olumlu bir şey vurgulanmak istendiğinde genelde nice/lovely ve başka sıfat arasına and gelir:

    The kitchen’s looking nice and clean.

     

    Sayıları yazarken veya sayılardan bahsederken hundred, thousand, million’ı yüzden küçük sayılardan ayırmak için and kullanılır:

    625: six hundred and twenty-five

    1,000,410: one million, four hundred and ten

    6,492: six thousand, four hundred and ninety-two

    101: one hundred and one

     

    Tam sayılarla kesir arasında da and kullanılır:

    23½: twenty three and a half

     

    Benzetme yaparken as if ve as though kullanılır. Benzer anlamları vardır. Farazi durumlar veya doğruluğu yanlışlığı konusunda kesin fikre sahip olunmayan durumlardan bahsederken kullanılırlar. As if daha yaygındır:

    The floods were rising and it was as if it was the end of the world.

    It looks as though you’ve not met before.

     

    Artlarından çekimsiz fiil veya edat öbeği gelebilir:

    She moved her lips as if to smile.

     

    Genelde feel ve look’un ardından gelirler:

    She felt as if all her worries had gone.

     

    Resmî olmayan İngilizcede like, as if’e benzer şekilde kullanılabilir ama resmî durumlarda her zaman doğru kabul edilmez:

    It felt like it could snow at any minute.

     

    Niyetlenen bir planın, görüşün süresinden –genelde gelecekten- bahsederken as long as kullanılır. As long as’in ardından daima geniş zaman kullanılır –gelecekten bahsederken-:

    I’ll remember that film as long as I live.

     

    As long as ve so long as aynı zamanda “provided that”, “providing that” veya

    “on condition that” anlamına gelirler. As long as daha resmîdir:

    You are allowed to go as long as you let us know when you arrive.

     

    Because gerekçeyi söyler, yan cümlecik bağlacıdır. Yan cümlecik ana cümlecikten önce gelirse virgül kullanılır:

    Because they were so tired, they went to bed at 9 pm.

     

    Sebep belirtilirken because yerine for veya why kullanılmaz:

    I’m going to go to the company’s head office on Monday because there is an emergency meeting there. (Doğru)

    I’m going to go to the company’s head office on Monday for/why there is an emergency meeting there. (Yanlış)

     

    Because of edattır ve “as a result of” anlamına gelir:

    Because of the rain, the tennis match was stopped.

     

    Because’un kısaltılmış hâli cos’dur. ‘cause diye de yazılabilir. Genelde konuşma dilinde,

    e-posta ve mesaj yazarken –bilhassa resmî olmayan durumlarda- kullanılır:

    I don’t eat meat cos I love animals.

     

    Just veya simply ile vurgulanabilir:

    Just because you’re the boss, it doesn’t mean you can be rude to everyone.

     

    Before edat, zarf ve bağlaçtır. Bahsedilen zaman veya olaydan önce anlamına gelir:

    I met her just before she left.

     

    Yazı dilinde yazılmış bir şeye değinirken before değil above kullanılır:

    As the graph above shows, the rate of inflation has risen by 15%.

     

    Zamanlanmış olaylardan bahsederken ad öbekleriyle sıklıkla kullanılır:

    I like to go for a run before breakfast. (edat)

     

    Özellikle yolculuğun veya zamanla gerçekleşen olaylar silsilesinin bir parçası olarak görülen yerlerden bahsederken kullanılır:

    Get off the bus just before Euston Station. (edat)


    Belli bir zaman geldiğinde o eylemin tamamlanmış olması gerekiyorsa before kullanılır:

    I need to have the letter before Friday. (edat)

     

    Yapılması gereken eylemin tamamlanabileceği son andan bahsederken by kullanılır:

    Can we finish this meeting by 5 pm. I have to get to the station by 5.30 pm. (edat)

     

    Bir şey yapılması veya gerçekleşmesi gereken zamandan önce başlayıp o zamana kadar devam ediyorsa until veya till kullanılır:

    I’ll be out of the office until 17th May. I will reply to your email after that date. (edat)

     

    Önceki gün, sabah vb.den bahsederken day, morning, night, week, month, year gibi isimlerin ardından genelde before gelir:

    Two people were ill at work yesterday and three people the day before! (zarf)

     

    Geçmişte belli bir andan şu ana kadar süren ve tamamlanmış zaman diliminden bahsederken before değil ago kullanılır:

    A: When was your birthday?

    B: It was three weeks ago.

     

    Önceden gerçekleşen olayları konuşma anına veya geçmişteki bir zamana bağlamak için kullanılır:

    I’m so looking forward to the trip. I haven’t been to Latin America before.

     

    Yan cümlecik bağlacı olarak kullanılabilir. Genelde geçmiş zamanla kullanılır. İlk olayın hemen ardından ikincisinin gerçekleştiğini belirtir. İkinci eylemi belirten before cümleciği cümle sonuna veya başına gelebilir:

    Before she left, she gave everyone a present.

    She gave everyone a present before she left.

     

    Geniş zaman ile kullanıldığında cümlecik geleceğe değinebilir:

    Before I go to work, I jog for at least an hour.


    Before cümleciğindeki eylem veya olayın gerçekleşmediği veya gerçekleşmeyebileceği söylenirken before cümleciğindeki fiil çeşitli kiplerle çekimlenebilir:

    Before I had a chance to thank him, he’d gone.

    You’re interrupting her before she has even spoken.

    Before he had finished his training, he was sacked.

    We should stop shopping now before we spend all our money.

     

    Çekimsiz fiillerle before + fiil + ing kullanmak resmîdir:

    Before bringing the milk to the boil, add the egg.

     

    Before’un önünde just, immediately, shortly, long gibi zarflar ve days, weeks, months, years gibi ifadeler kullanılabilir:

    We got home just before it rained.

     

    Özellikle zamana ilişkin bilgi pek spesifik değilken zarf olarak before yerine beforehand kullanılabilir. Resmî olmayan konuşmada daha yaygındır:

    I love singing but I always get so nervous beforehand.

     

    Beforehand’in önüne immediately, just, shortly gibi zarflar ve days, weeks, months, years gibi zaman ifadeleri gelebilir:

    Months beforehand, Dominic had bought five tickets for the concert.

     

    Resmî bağlamda “in front of” anlamında before kullanılır:

    Brian was twenty years old. He had his whole life before him.

     

    Özellikle yazı dilinde kısa bir süre sonra anlamında before long kullanılır:

    They’ll marry before long, and then you’ll have more grandsons than you can count.

     

    Bağlayıcı sözcük olarak kullanılan but, sıralama bağlacı ile gramer açısından aynıdır. Karşıt görüşleri birbirine bağlar:

    I love fruit but I am allergic to strawberries.

     

    But not yaygın kullanılır:

    The room has been painted but not in the colour that I asked for.

    All, everything, nothing, everyone, no one, everybody, nobody gibi kelimelerin ardından kullanıldığında except anlamındadır:

    The cleaning is done now, all but the floors. They still have to be washed.

     

    Özne konumunda bile but’ın ardından nesne zamirleri kullanılır:

    Everybody but me has paid.

     

    Resmî durumlarda but’ın ardından özne zamirleri kullanılabilir:

    Everyone but she knew how the drama was going to end.

     

    Gerçekleşmemiş bir şeyin nedenini belirtirken but for kullanılır:

    But for the traffic, I would have been here an hour ago.

     

    All but, “almost completely” anlamına gelir:

    His parents had all but given up hope of seeing him again.

     

    Sıralama bağlaçları aynı gramer türündeki şeyleri –sözcük, öbek, cümlecik gibi- birbirine bağlar. En yaygın kullanılan sıralama bağlaçları; and, or, but’tır. Bazı sıralama bağlaçları iki kelimeden oluşur; either … or …, neither … nor …, both … and ...

     

    En yaygın kullanılan yan cümlecik bağlaçları; after, (al)though, as, before, if, since, that, until, when, whereas, while, once, so, as soon as, provided that’tir. Yan cümlecik bağlacının hemen ardından gelen cümleye yan cümlecik denir ve yan cümlecik bağlacının bulunduğu cümleler yan cümlecik ve ana cümlecikten oluşur. Yan cümlecik ana cümlecikten önce geldiğinde genelde cümle sonuna virgül konur. Ana cümlecik başta ise virgüle gerek yoktur. Bazı yan cümlecik bağlaçları birden fazla kelimeden oluşurlar; as long as, as soon as, except that, in order that, so as to, provided that. Bazı yan cümlecik bağlaçları zarflarla nitelenebilir. Örneğin; just when, ever since, only if, just as, simply because, right before. Above all, anyway, as a result, as well, eventually, firstly, however, overall, rather, then, therefore, though, on the contrary gibi sözcükler ve öbekler bağlaçlara benzer anlamda kullanılabilirler. Bu sözcükler zarf öbekleridir ve cümlenin herhangi yerine gelebilirler.

     

    Sıralama yaparken İngiliz İngilizcesinde and’ten önce virgül kullanmak tercihe kalmışken Amerikan İngilizcesinde genelde kullanılır. Konuşma dilinde sözcükleri, öbekleri ve cümlecikleri birbirine bağlamak için and … too da kullanılabilir. As well as,

    in addition to’dan daha yaygındır. In addition to daha resmîdir ve yazı dilinde daha çok kullanılır. As well as ve in addition to’nun ardından fiil gelecekse ing alır.

     

    Sebepleri ve sonuçları birbirine bağlamak için kullanılan bağlaçlar vardır. Because, as ve since anlam olarak çok benzerdir:

    Bağlaç

    Sebep

    Sonuç

    Because

    Since

    As


    our local shop has closed,

    I have to go a supermarket two miles away to get my groceries.

     

    Sonuç

    Bağlaç

    Sebep


    I don’t buy the paper every morning any more

    because
    since
    as
    now (that)


    our local shop has closed.

     

    Sebep

    Bağlaç

    Sonuç

    Our local shop has closed

    so

    I don’t buy the paper every morning any more.

     

    Amaçlardan bahsederken kullanılan bağlaçlar vardır. So ve so that, so as ve in order that’ten daha yaygındır. So as resmî bir kullanım değildir. In order that bu bağlamda en resmî kullanımdır:

    Eylem

    Bağlaç

    Amaç

     

    I asked him to move

    so
    so that
    so as
    in order that (resmî)

     

    I could see the screen better.

     

    Genelde yan cümlecik cümlenin başına gelmez. Resmî durumlarda gelir:

    Bağlaç

    Amaç

    Eylem

    So

    So that

    In order that

     

    I could see the screen better,

     

    I asked him to move

     

    Karşıtlık bağlaçları but, although, though, whereas’tir. Whereas pek sık kullanılmaz:

    Ana görüş

    Bağlaç

    Karşıtlık

    The meal was good

    but

    expensive.

    Harry is a great friend

    although/though

    we don’t see each other often.

     

    Sözcükleri ve öbekleri birbirine bağlamak için but yerine bağlaç olarak however kullanılamaz. Although/though cümle başına gelebilir:

    Bağlaç

    Karşıtlık

    Ana görüş

    Although/Though

    the car was destroyed,

    no one was injured in the crash.

     

    But, although/though ile aynı şekilde kullanılamaz. Although, but’tan daha resmîdir. Though genelde konuşma dilinde kullanılır. Although ise yazı dilinde daha çok tercih edilir.

     

    Even though ve even if, although/though gibi yan cümlecik bağlaçlarıdır. Even though, although’ya benzer ama karşıtlığı daha çok vurgular:

    Even though I cycle to work, I don’t feel very fit.

     

    Even if, “whether or not” anlamına gelir:

    Even if you run, you’ll still be late. (You’ll be late whether you run or not.)

     

    Bir eylemi, olayı belli bir ana bağlamak için zaman bağlaçları kullanılır; when, after, before, until, since, while, once, as, as soon as:

    Eylem/Olay

    Bağlaç

    Zaman

    She was in a bad car accident

    when

    she was young.

    We can’t play loud music

    after

    everyone has gone to bed.

    Brush your teeth

    before

    you go to bed!

    I’ll wait with you

    until

    the bus comes.

    I’ve been very busy

    since

    I started my new job.

    No one left the cinema

    while

    the movie was on.

    I’ll call you

    once

    I arrive.

    We always have an ice cream

    as soon as

    we get to the beach.

    I bumped into her

    as

    I came out of the bank.

     

    Zaman bağlaçlarının çoğunun ardından özne + fiil yerine fiil + ing veya fiilin üçüncü hâli gelir. Geleceğe değinen bağlaçların ardından will kullanılmaz:

    When people walk into the room, they will feel something special. (Doğru)

    When people willl walk into the room, they will feel something special. (Yanlış)

     

    Bir şey gerçekleşirken veya gerçekleşecekken belli bir andan bahsederken when, once ,as ve

    as soon as kullanılabilir:

    They always close their curtains once they get home in the evening.

     

    Geçmiş veya gelecekteki olaylar silsilesinden bahsederken before ve after kullanılır. Ana cümlecik veya yan cümlecik başa gelebilir:

    After she comes here, she’ll pick you up.

     

    Zaman bağlacı olarak until, geçmişteki veya gelecekteki bir zamana kadar anlamına gelir. Ana cümlecik genelde başa gelir:

    I’m going to wait until the January sales start to buy a new jacket.

     

    Geçmişte, şu anda veya gelecekte aynı anda gerçekleşen eylemler veya olaylardan bahsederken while kullanılır:

    They were talking while the teacher was explaining the activity.

     

    While yerine during kullanılmaz. During edattır, ardından isim veya zamir gelir.

     

    Either … or … iki seçimi birbirine bağlar. Aynı gramer türündeki şeyler birbirine bağlanır:

    It’s either black or grey. I can’t remember.

     

    Zıddı olarak neither … nor … kullanılır:

    Neither our families nor our friends know that we are getting married!

     

    Olası veya imkânsız durumlardan, şartlardan ve sonuçlarından bahsederken genelde if kullanılır. Durum veya şart gerçek, farazi, belirsiz olabilir:

    Will you bring my glasses down if you go upstairs?

     

    Bazen sabit ifadeler oluşturmak için if’in ardından gelen sözcükler cümleden çıkarılabilir:

    Check the temperature of your meat with a meat thermometer if possible.

    (if it’s/that’s possible)

    Interest rates would have to rise if necessary to protect the pound, Mr John Smith, Shadow Chancellor, indicated yesterday on BBC TV’s Money Programme.

     

    Bahsedilen şey açık olduğunda if’in ardından so veya not kullanılır:

    I’ll see you soon, definitely at the wedding, if not before.

    (If I don’t see you before the wedding)

    Are you looking for part-time work? Do you want to work from home? If so, read on.

    (If you are looking for part-time work or if you want to work from home)

     

    Şaşırtıcı veya ekstrem durumlardan bahsederken even if kullanılabilir:

    You’re still going to be cold even if you put on two or three jumpers.

     

    Aktarılan evet-hayır sorularında ve or’lu sorularda if kullanılır:

    I asked if she liked dogs.

    He asked if I was leaving now or staying for a bit longer.

    Kuvvetli bir şart, genelde emirden bahsederken “on the condition that” manasında only if kullanılır. Except if’in zıddıdır:

    Payment will be made only if the work is completed on time.

     

    Genellikle ana cümlecikte only kullanılarak if’ten ayrılır:

    He’ll only take the job if they offer him more money.

     

    Konuşma dilinde genelde kibarca istekte bulunurken if kullanılır. Genellikle ardından will, would, can ve could kip fiilleri gelir:

    If you would like to follow me. (Please follow me.)

     

    In order to yan cümlecik bağlacıdır. Bir şeyin amacı ifade edilirken kullanılır ve ardından fiilin yalın hâli gelir. Yazı dilinde daha yaygındır:

    We all need stress in order to achieve and do our best work.

     

    Olumsuz hâli in order not to’dur:

    They never parked the big van in front of the house in order not to upset the neighbours.

     

    İki veya daha fazla olasılığı, seçeneği birbirine bağlarken or kullanılabilir. Aynı gramer türündeki şeyleri bağlar:

    Which do you prefer? Leather or suede?

     

    Bir fiilin olumsuz hâliyle and yerine or kullanılır:

    I don’t like tea or coffee. (I don’t like tea and I don’t like coffee.)

     

    Or ile bağlanan adlar tekilse fiil ona göre, çoğulsa ona göre çekimlenir:

    A banjo or a mandolin is what we need.

    I think more pictures or ornaments are needed in this room.

     

    Vurgulamak için either … or kullanılabilir:

    You can pay either by cash or by credit card. (You can pay by cash or by credit card.)


    Resmî durumlarda bazen or yerine nor kullanılır –cümlede neither olmasa dahi-. Ara sıra ek seçenek söylenirken duraksamanın ardından gelir:

    No one knew from where they came – nor to where they went.

     

    Geçmişte belli bir ana değinirken edat olarak since kullanılır. Ardından tarih, zaman veya ad öbeği gelir:

    It was the band’s first live performance since May 1990.

     

    Yan cümleciği belirtirken bağlaç olarak kullanılabilir:

    It’s so long since I saw them.

     

    Geçmişte belli bir andaki olay veya eylemi belirtirken kullanıldığında, ardından geçmiş zaman veya present perfect ve ana cümlecikte present perfect kullanılabilir:

    They haven’t received any junk mail since they moved house.

     

    It + be + zaman + since kalıbında geçmiş zaman, present perfect veya past perfect kullanılabilir:

    It’s been years since I rode a bike.

     

    Amerikan İngilizcesinde It’s years since … yerine daha çok it’s been years since… kullanılır.

     

    Hâlen devam etmekte olan geçmişteki bir durumu belirtirken, since’in ardından present perfect ve ana cümlecikte present perfect kullanılır:

    Since I’ve been back at work, I’ve been feeling great.

     

    Ana cümlecik ve yan cümlecik öznesi aynıysa zamana değinirken since + fiil + ing kullanılabilir:

    Since leaving school, he has had three or four temporary jobs.

     

    Zaman anlaşılıyorsa zaman zarfı olarak since veya since then kullanılabilir:

    They bought the house in 2006 and they’ve done a lot of work on it since then.


    Since veya since then’in daha vurgulayıcı hâli ever since’tir:

    When I was young, I had a little collie dog, but one day he bit me really badly. I’ve hated dogs ever since.

     

    Yan cümlecik bağlacı olarak bir şeyin sebebinden bahsederken kullanılır:

    Sean had no reason to take a taxi since his flat was near enough to walk to.

     

    “Except if” anlamında unless veya if … not kullanılır. Ana cümlecik başa geldiğinde arada virgül kullanılmayabilir. Yan cümlecikte would veya will kullanılmaz:

    They won’t come unless you invite them.

    We could eat at Siam Smile if they’re not closed on a Monday.

     

    Doğru olduğu bilinen şeyler için unless kullanılmaz:

    I don’t know what we would have done if we hadnt seen you. (We did see you)

     

    Konuşma dilinde ekstra düşünce veya bilgi belirtilirken unless kullanılır:

    He didn’t even know about the crash – unless he’d heard about it on the radio.

     

    İki durum veya fikir arasındaki zıtlığı belirtmek için whereas kullanılır:

    He loves foreign holidays, whereas his wife prefers to stay at home.

     

    Zıtlık ifade ederken whereas, while ile aynı anlama gelir. Zamana değinirken ise while ile aynı anlamda değildir:

    The south has a hot, dry climate, whereas/while the north has a milder, wetter climate.

    The secretary took care of my appointments while I was away from the office.

     

    Dolaylı evet – hayır sorularında ve or’lu sorularda whether (veya if) kullanılır:

    They asked me whether (if) I was tired.

    I want to find out whether (if) the rooms have a shower or not.

     

    Dolaylı sorularda either kullanılmaz:

    We can’t say whether tourism is harmful or beneficial. (Doğru)

    We can’t say either tourism is harmful or beneficial. (Yanlış)

     

    İki seçenek sunan cümleciğini belirtirken whether … or kullanılır:

    She didn’t know whether he was laughing or crying.

     

    Ana cümlecik ile whether’ın bulunduğu cümleciğin öznesi aynıysa whether to + fiil veya whether + çekimli fiil içeren cümlecik kullanılabilir:

    We’re not sure whether we’ll stay here for dinner or go somewhere else.

     

    Zıt seçenek sunulurken whether … or not veya whether or not kullanılır:

    I’m not sure whether or not to go to camping this weekend.

    We don’t know whether Mary is married or not.

     

    Genelde whether … or not “önemli değil, fark etmez” gibi anlamlarda kullanılır. Bu bağlamda either kullanılmaz:

    He always said what he thought, whether it was polite or not. (Doğru)

    He always said what he thought, either it was polite or not. (Yanlış)

     

    Bu anlamıyla cümlenin başında veya sonunda kullanılabilir. Emir cümlelerinde kullanılır:

    Whether you like it or not, you’re going to have to look after your sister.

     

    While veya whilst, başka bir şeyin gerçekleştiği sırada anlamına gelirler. While daha yaygın kullanılır ve whilst daha resmîdir:

    Would you like something to eat while/whilst we’re waiting?

     

    When, while/whilst ile aynı anlamda kullanılabileceği gibi belli bir ana da değinebilir:

    The phone rang while/when we were having dinner.

    When the phone rang, she answered it immediately. (belli bir an)

     

    A while, “belirsiz zaman dilimi” anlamında kullanılır:

    I haven’t seen Andrew for a while. I wonder if he’s okay.

     

    Geçmişte başlayan ve şu an devam eden zamana değinirken zarf olarak yet kullanılır. Çoğunlukla present perfect ile olumsuz veya soru cümlelerinde kullanılır:

    Kevin hasn’t registered for class yet.

     

    Olmuş bir şey için yet kullanılmaz, already kullanılır:

    She’s booked the flights already.

     

    Devam eden olaylardan bahsederken yet kullanılmaz:

    Elizabeth is still living in Manchester. She’s not moving to London till next month.

     

    Olumsuz cümlede kullanılırken gelecekte gerçekleşmesi beklenen bir olayı belirtir:

    Jason hasn’t phoned yet. (I am expecting him to phone.)

     

    Olumlu sorularda kullanıldığında konuşmacının bir şeyin gerçekleşmesini beklediğini gösterir:

    Is he home yet? (I expect that he will be home at some point.)

     

    Olumsuz sorularda kullanıldığında bir şeyin gerçekleşeceğine dair kuvvetli beklentiyi gösterebilir. Böyle sorular sorulduğunda olumsuz yanıt beklenir:

    Hasn’t Richard arrived yet?

     

    Olumlu cümlede kullanıldığında devam edemeyebileceği düşünülürken dahi devam eden bir durumu işaret eder:

    There’s plenty of time yet. (Even though you don’t think so)

     

    Üstünlük belirtme durumlarında sık kullanılır:

    His latest film is his best yet. (The film is the best one he has made up to now.)

     

    Bağlaç olarak kullanıldıüında but veya nevertheless anlamına gelir. Zıtlığı işaret eder. Genelde and’in ardından gelir:

    So many questions and yet so few answers.

     

    Vurgulamak için even’a benzer anlamda –özellikle more, another ve again’in önünde- kullanılır:

    The cook arrived with yet another plate of cake.

     

    As yet, “şu ana kadar –ancak durum kesinlikle değişecek-“ anlamına gelir, sadece olumsuz durumlarda kullanılır:

    The film shows you the most typical places, as yet untouched by tourism, and how to get there.

     

    Have yet to ve resmî durumlarda be yet to kullanılabilir. Gerekli veya belli bir zamanda gerçekleşmesi gereken ama konuşma anında gerçekleşmemiş olan olaylardan bahsederken kullanılırlar:

    The price of the tickets for the concert has yet to be decided. (The price will be decided.)

    The President and her husband are yet to arrive.

     

    CÜMLECİKLER VE CÜMLELER

     

    Cümlecik, fiil içerir ve genelde özne, fiil öbeği ve bazen tamamlayıcı ile kurulur. Cümle ise en az bir ana cümlecik içerir. Cümlecikler çekimli veya çekimsiz fiil içerebilirler. Çekimli fiiller zamanı belli ederler:

    I spoke to Joanne last night. (Geçmiş)

     

    Çekimsiz fiiller genelde yan cümlecikte kullanılırlar. Genelde ana cümleciğin bağlamından kastedilen zaman anlaşılır. Genellikle ana cümleciğin öznesi ile çekimsiz fiil içerecek cümleninki aynı ise kullanılır:

    I had something to eat before leaving. (I had something to eat before I left.)

     

    Sıklıkla after, although, though ve if gibi yan cümlecik bağlaçlarının ardından çekimsiz fiil gelir:

    By the end of the day, although exhausted, Mark did not feel quite as tired as he had in the past.

     

    Çekimsiz fiil, bir fiilin ardından fiil + ing veya to + fiil şeklinde gelebilir:

    I don’t enjoy playing tennis in the rain.

     

    Sıfat cümleciğinin öznesi ile ana cümleğinki aynıysa sıfat cümleciğinde çekimsiz fiil kullanılabilir:

    The man sitting on the sofa over there is Simon’s brother. (The man who is sitting…)

    Ana cümleciğin başlıca dört türü vardır: Açıklayıcı, soru, emir ve ünlem (Cümle için de benzeri söylenebilir). Açıklayıcı cümlecikler genelde özne + fiil … şeklinde kurulur. Olumlu veya olumsuz olabilirler. Bir şey hakkında açıklama yaparlar:

    I saw them last week.

     

    Bazen soru sorarken veya istekte bulunurken kullanılırlar:

    Those are the only tickets left?

    You could pass me the spoon.

     

    Soru cümlecikleri genelde (wh-sözcüğü) + yardımcı/kip fiil + özne + fiil … şeklinde kurulur. Olumlu ya da olumsuz olabilirler:

    Can I come with you?

     

    Emir verilen cümlecikler genelde fiil ile başlarlar ve özne içermezler. Fiilin yalın hâli kullanılır:

    Leave me alone!

     

    Olumlu veya olumsuz olabilirler. Olumsuz hâlleri do yardımcı fiili + not şeklinde kurulur. Don’t konuşma dilinde epey yaygındır:

    Don’t go!

     

    Resmî durumlarda do not kullanılır. Bazen emri veya karşıtlığı vurgulamak için you kullanılır. Ara sıra kabalık olarak algılanabilir:

    Don’t you ever read my letters again.

     

    Resmî olmayan konuşma dilinde belgisiz zamirle kullanılabilirler:

    No one move. Everyone stay still.

     

    Öneride bulunurken veya davet ederken genelde kullanılır:

    Have some more cake. There’s plenty there.

     

    Bazen bir şey vurgulanmak istendiğinde –özellikle kibar şekilde söylenirken- do kullanılır:

    Do sit down, please.

     

    Konuşma dilinde genelde öneride bulunurken let’s kullanılır. Resmî durumlarda let us kullanılır:

    Let’s go and eat.

     

    Üçüncü şahıslarla (him, her, it, them) let kullanılabilir:

    Let him wait. I’m busy.

     

    Ünlem genelde what + isim + özne + fiil, how + sıfat/zarf + özne + fiil,

    yardımcı/kip fiil + özne + fiil şeklinde kullanılır. Çoğunlukla şaşkınlığı ifade eder:

    Wasn’t she great!

     

    Be, seem, become gibi bağlayıcı fiiller içeren cümleciklerde fiilinden ardından gelen ve özne hakkında bilgi veren sözcüklere tamamlayıcılara tamamlayıcı özne denir:

    Sheila is a nurse.

     

    Nesne hakkında ekstra bilgi verenlere ise tamamlayıcı nesne denir:

    He makes me very angry.

     

    It ve there, İngilizcede kullanılan boş öznelerdir:

    There are five Dutch people in our village.

    (Özne aslında Dutch people – they are in the village)

     

    It genelde boş özne olarak sıfatlarla ve tamamlayıcılarıyla kullanılır:

    It’s important to wear a helmet whenever you do any dangerous sport.

    (Özne aslında wearing a helmet when you do any dangerous sport)

     

    There is/are bir şeyin veya birinin belli bir yerde/durumda bulunduğunu işaret eder:

    There’s a woman waiting outside who wants to talk to you.

    (Özne aslında woman – she is waiting outside)

     

    Ünlem cümleleri şaşkınlığı veya bir şeyle alakalı hissedilen yoğun duyguyu ifade etmek için kullanılırlar. Genelde how ve what ile kurulurlar. Yazı dilinde cümle sonuna sıklıkla ünlem işareti konulur. What + ad öbeği (+ fiil) (+ pekiştirme):

    + ad öbeği

    + fiil

    + pekiştirme

    What a beautiful day!

    What a beautiful day it is!

    What a beautiful day it is, isn’t it!

    What bad luck!

    What bad luck they had!

    What bad luck they had, didn’t they!

     

    How genelde sadece sıfat ile kullanılır:

    How sweet!

     

    How + sıfat/zarf + fiil şeklinde de kullanılabilir:

    How wonderful it is to see you!

     

    Resmî olmayan durumlarda how + zarf + fiil + özne şeklinde kullanılabilir. Özellikle Amerikan İngilizcesinde yaygındır:

    How clever am I!

     

    Şaşkınlığı gösteren bazı kısa ifadeler:

    Wow!

    No way!

    Gosh!

    That’s amazing!

     

    Bazen soru sırası kullanılarak ünlem cümlesi yapılır:

    Did I do something stupid last night!

     

    Nesne, fiilin kimi veya neyi etkilediğini gösterir:

    That computer hasn’t got a mouse.

     

    Dolaylı tümleç genelde insan veya hayvandır. Her zaman nesneye ihtiyaç duyar ve nesnenin önüne gelir:

    She gave the dog its dinner.

      

    Genelde nesne + edat öbeğiyle (to/for + iş yapılan) bu tarz cümleler kurulur:

    He always gives too much homework to the class.

    (He always gives the class too much homework.)          

     

    Genelde dolaylı tümleç + nesne veya to’lu edat öbeği alan bazı fiiller:

    bring, give, lend, offer, owe, promise, show, teach, tell, write

     

    Genelde dolaylı tümleç + nesne veya for’lu edat öbeği alan bazı fiiller:

    buy, find, get, make, order, save

     

    Bazı fiiller anlamını düzgünce verebilmek için nesneye ihtiyaç duyarlar –geçişli fiil-, bazıları ise duymazlar –geçişsiz fiil-. Bazı fiiller hem nesne hem de dolaylı tümleç alırlar. Nesne olarak wh cümleciği veya that cümleciği alan fiiller vardır:

     

    Örnek

    fiil + nesne

    We really enjoyed the evening. Thanks.

    fiil

    Paula smiled and left.

    fiil + dolaylı tümleç + nesne

    They gave us coffee.

    fiil + wh cümleciği

    I can’t believe what he told me.

    fiil + that cümleciği

    I know (that) you’re telling the truth.

     

    Çoğu birleşik fiil nesne alır:

    We won’t give out your email address to other companies.

    They’ve put the price of fuel up again.

     

    Tüm edatlı fiiller edatın ardından nesne alırlar:

    I don’t listen to the radio much.

    It depends on the weather.

     

    Bağlayıcı fiillerle –appear, be, become, look, seem vb.- nesne kullanılmaz. Tamamlayıcı özneler olarak sıfat öbekleri, ad öbekleri, zarf öbekleri veya edat öbekleri kullanılır:

    I felt really tired.

     

    SIFAT CÜMLECİKLERİ

     

    Bir şey veya biri hakkında fazladan bilgi verirler. Bilgiyi tekrar etmeden cümlecikleri birleştirmek için kullanılabilirler:

    The couple posted a Christmas present to their daughter, who lives in South Africa.

    (The couple posted a present to their daughter. Their daughter lives in South Africa.)

     

    Biri veya bir şeyin üzerine yoğunlaşmak için kullanılabilirler:

    She’s the woman who I was talking about. (I was talking about the woman.)

     

    Bazı sıfat cümlecikleri; tüm cümleciğe, cümleye veya dildeki uzun ifadelere değinirler. Bu bağlamda her zaman which kullanılır. Genelde resmî olmayan konuşmalarda fikir beyan ederken veya değerlendirme yaparken kullanılır:

    I think the other thing that was really good about it as well was that everybody worked really hard and helped tidy up at the end, which I hadn’t expected at all.

     

    Konuşurken ikinci konuşmacı genelde ilk konuşmacının söylediği bir şey hakkında değerlendirme yaparken veya görüş bildirirken which cümleciği kullanır:

    A: So it leaves Paddington at 8.30 and it’ll get me into Gloucester at 10.15.

    B: Which is perfect because I can pick you up on my way home.
    (Speaker B is evaluating the fact that the train gets into Gloucester at 10.15.)

     

    Bazen aynı kişi dinleyicinin yanıtının ardından which cümleciği kullanabilir:

    A: I was already working with them doing a temporary job and I was asked if I would go on a permanent contract.

    B: Oh right.

    A: Which I did. (Speaker A was offered a permanent job contract and accepted the offer.)

     

    Tanımlayan sıfat cümlecikleri bir şey veya biri hakkında önemli bilgi verirler. Bilgi, bahsedilen şeyi veya kişiyi anlamak için gereklidir. Genelde tanımladığı adın hemen ardından gelir. Sıklıkla tanımlayan sıfat cümleciklerini belirtmek için ilgi zamiri kullanılır
    -who, which, that, whose, whom gibi-:

    They’re the people who want to buy our house.

     

    Tanımlayan sıfat cümleciklerinde genelde who, whom veya which yerine that kullanılır. Bu, resmî olmayan konuşmada çok yaygındır:

    Here are some cells that have been affected.

     

    İlgi zamiri fiilin öznesini veya nesnesini tanımlayabilir:

    They’re the people who/that bought our house. (Özne)

    They’re the people who/that she met at Jon’s party. (Nesne)

     

    İlgi zamiri fiilin nesnesiyken genelde cümleden çıkarılır –boş ilgi zamiri-:

    They’re the people she met at Jon’s party.

     

    Yazı dilinde tanımlayan sıfat cümleciklerinde virgül kullanılmaz:

    This is a man who takes his responsibilities seriously. (Doğru)

    This is a man, who takes his responsibilities seriously. (Yanlış)

     

    İlgi zamiri sıfat cümleciğinin öznesiyse sıfat cümleciğinde başka şahıs zamiri veya ad kullanılmaz –çünkü özne aynıdır-:

    She’s the lady who lent me her phone. (Doğru)

    She’s the lady who she lent me her phone. (Yanlış)

     

    İlgi zamiri sıfat cümleciğinin nesnesiyse sıfat cümleciğinde başka şahıs zamiri veya ad kullanılmaz –çünkü nesne aynıdır-:

    We had a lovely meal at the place which Phil recommended. (Doğru)

    We had a lovely meal at the place which Phil recommended it. (Yanlış)

     

    Tanımlamayan sıfat cümlecikleri kişi veya şey hakkında ekstra bilgi verirler

    –bilgi verilmese de olur-. Her zaman tanımlamayan sıfat cümleciklerini belirtmek için ilgi zamiri kullanılır:

    Clare, who I work with, is doing the London marathon this year.

     

    Tanımlamayan sıfat cümlecikleriyle that kullanılmaz. Yazı dilinde tanımlamayan sıfat cümleciklerinin öncesinde ve sonrasında virgül kullanılır. Tanımlayan ve tanımlamayan sıfat cümlecikleri bazen birbirine çok benzerler ama anlamları farklıdır:

    His brother, who works at the supermarket, is a friend of mine.

    (Tanımlamayan sıfat cümleciği/Tek kardeşi var ve süpermarkette çalışıyor)

    His brother who works at the supermarket is a friend of mine.

    (Tanımlayan sıfat cümleciği/Birden fazla kardeşi var, süpermarkette çalışandan bahsediliyor)

     

    OLUMSUZLUK

     

    Bir şeyin doğru olmadığı veya öyle olmadığı söylenirken cümleye olumsuz anlam katan sözcükler, ifadeler veya cümlecikler kullanılabilir –no, not, never, none, nobody vb.-:

    Kieran doesn’t play the piano.

     

    Bu bağlamda en yaygın kullanılan sözcükler no ve not’tır. Diğerleri:

    neither, never, no one, nobody, none, nor, nothing, nowhere

     

    Ayrıca ön ekler (de-, dis-, il-, im-, in-, ir-, mis-, non-, un-) ve son ekler (-less) kullanılabilir:

    He was very disrespectful to the teacher.

     

    Cümleye olumsuz veya olumsuza yakın anlam katan ifadeler de kullanılabilir:

    few, hardly, little, rarely, scarcely, seldom

     

    Konuşma dilinde daha sık kullanılırlar. İngilizcede normalde aynı cümlecikte iki olumsuz ifade bulunmaz. Fiil ile not kullanılıyorsa ever, anybody, anyone, anything, anywhere gibi sözcükler tercih edilir:

    I haven’t seen Ken anywhere today. In fact I don’t think anyone’s seen him for the last couple of days.

     

    Imagine, suppose ve think gibi aktaran fiiller, aktarılan cümleciğin ardından cümle sonunda kullanılabilir. Böyle durumlarda iki cümlecikte de olumsuz anlam katan fiil kullanılır:

    He’s not a teacher, I don’t think.

     

    Bazen cümle başında kullanılan not’ın ardından da olumsuz anlam katan kısaltılmış cümlecik gelir:

    A: Is Tony working at the university?

    B: Not now, he isn’t. He used to.

     

    İfade içinde not ile some, someone, somebody, something, somewhere kullanılmaz, onların yerine any, anyone, anybody, anything ve anywhere kullanılır:

    There aren’t any seats left. You’ll have to stand.

     

    Decline veya refuse gibi cümleye olumsuz anlam katan fiillerin ardından something yerine anything kullanılır:

    They refused to tell us anything about it.

     

    Çekimsiz fiiller olumsuz yapılırken not kullanılabilir:

    Not to have invited James to our little party would have been impolite.

    She left the house very quietly, not wishing to alarm anyone.

    Not funded by any government grants, the research team have to raise money from companies and individuals.

     

    To’nun kullanıldığı çekimsiz fiillerde to’nun ardından not gelebilir ancak çoğu kişi ayrık mastar kullanımını şık bulmaz:

    I was thinking it would be nice to not have to go out and just stay in and watch TV.

    (…not to have…)

     

    Cümleye olumsuz anlam katan zarflar –hardly, seldom, little, only vb.- vardır. Cümle başında kullanıldıklarında özne ve fiil yer değiştirir –devrik cümle-:

    Little did we know that we would never meet again.

    Only in spring do we see these lovely little flowers.

     

    Cümle başında not + edat öbeği veya not + cümlecik’ten sonra da özne ve fiil yer değiştirir:

    Not till I got home did I realise my wallet was missing.


    Olumsuz bir şey vurgulanmak istendiğinde genelde at all kullanılır. Normalde vurgulanacak sözcüğün, ifadenin hemen ardından gelir:

    I’d rather not be here at all.

     

    Not at all sıfatın önüne gelebilir:

    She was not at all happy with the result.

     

    No + ad, nobody, no one, none ve nothing’in ardından vurgulamak için whatsoever da kullanılabilir. At all ile benzer anlama sahiptir ama anlamı daha çok kuvvetlendirir. Herhangi bir olumsuz ad öbeğini vurgulamak için kullanılabilir:

    No food or drink whatsoever must be brought into the classroom.

     

    Olumsuz ifadeleri vurgulamak için not a bit, a little bit, one bit, in the least, the least bit de kullanılabilir:

    Setting off the alarm was supposed to be a joke but no one found it one bit funny.

     

    Genelde bir şeyi kibar şekilde söylemek için olumsuz ifade vurgulanır. Do you mind if veya Would you mind if ile istekte bulunan birine no ile cevap vermek yerine not at all veya

    not in the least denir:

    A: Do you mind if I sit here?

    B: Not at all.

     

    Thanks veya thank you denildiğinde genelde not at all diye cevap verilir:

    A: Thanks so much for lunch, Rachel.

    B: Not at all. It was my pleasure.

     

    Bir şey hakkında kesin olmayan bir ifadede bulunurken zihinsel süreç fiilleriyle

    –think, believe, suppose gibi- genelde devamında gelen cümlecikte kullanılmaktansa zihinsel süreç fiilleriyle not kullanılır:

    I don’t think I’m going to pass my exams.

     

    Ancak normalde hope ve wish ile olumsuzluk kullanılmaz:

    I hope I’m not going to fail. (Doğru)

    I don’t hope I’m going to fail. (Yanlış)

    Aynı anda iki kişi veya şeyle ilgili olumsuz bir ifadede bulunurken belirleyici olarak neither kullanılır. Sayılabilen tekil isimlerin önüne gelir:

    Neither parent came to meet the teacher.

    (The mother didn’t come and the father didn’t come.)

     

    Zamirlerden ve önlerine belirleyici –my, his, the vb.- alan sayılabilen çoğul isimlerden önce neither of kullanılır:

    Neither of us went to the concert.

     

    Resmî durumlarda neither of’lu cümledeki fiil tekil isim gibi düşünülerek çekimlenir ama konuşma dilinde genelde çoğul isim gibi düşünülerek çekimlenir:

    Neither of my best friends was around. (Resmî durum)

    Neither of them were interested in going to university. (Konuşma dili)

     

    Konuşma dilinde bahsedilmiş iki şeye değinirken cevap olarak tek başına neither kullanılabilir:

    A: Mike, which would you prefer, tea or coffee?

    B: Neither thanks. I’ve just had a coffee.

     

    Neither, bağlaç olarak nor ile kullanılabilir. İki veya daha fazla olumsuz seçeneği bağlar. Konuşma dilinde resmî kaçabilir:

    Neither Brian nor his wife mentioned anything about moving house.

     

    Resmî olmayan hâli and … not … either’dır:

    Italy didn’t get to the quarter finals last year and France didn’t either.

     

    Olumsuz cümleciğin ardından neither veya nor’lu cümlecik kullanıldığında neither ve nor’un ardından özne ve fiil yer değiştirir:

    We didn’t get to see the castle, nor did we see the cathedral.

     

    Neither/Nor + yardımcı/kip fiil + özne, “also not” anlamına gelir:

    A: I hate snakes. I can’t even look at a picture of a snake.

    B: Neither can I.

     

    “also not” anlamında not … either kullanılabilir ancak yardımcı/kip fiil ve özne yer değiştirilmez:

    A: I haven’t ever tasted caviar.

    B: I haven’t either.

     

    Sorularda n’t yerine not kullanmak resmîlik katar ve cümleyi vurgular. Öznenin ardından not gelir:

    Why did she not phone and tell us? (Why didn’t she phone and tell us?)

     

    Zihinsel süreç fiilleriyle –be afraid, guess, hope- kısa olumsuz cevaplarda not kullanılır:

    A: Will I see you tomorrow, Harry?

    B: Oh, Alice, I’m afraid not.

     

    Think ile genelde I think not’tan ziyade I don’t think so kullanılır. Evet-hayır sorularına kısa cevap verirken probably, maybe, certainly gibi kesinlik derecesi ifade eden zarfların ardından not kullanılır:

    A: Do you think she’ll remember to come at five instead of six?

    B: Probably not.

     

    Karşıtlık ifade ederken but’ın ardından genelde not kullanılır. İkinci cümlecikteki fiil öbeği veya fiil kısmı çoğunlukla çıkarılır:

    You can look but not touch. (You can look but you can’t touch.)

    There were a few problems but not too many.

    (There were a few problems but there weren’t too many problems.)

     

    Resmî durumlarda fiil + ing’den önce not gelir:

    Not knowing what to say, she started to walk towards the door.

     

    Olasılıklarla ilgili soru sorarken or not kullanılabilir:

    Are they coming today or not?

     

    Bazen karşıdaki kişiyi karar vermek durumunda bırakırken kullanılır:

    Do you want to hear this story or not?

     

    SORULAR

     

    Genelde seçenekli sorular sorarken yardımcı fiil + özne + ana fiil veya kip fiil + özne + ana fiil kullanılır:

    Are we eating in or out this evening?

    Will they buy a house or rent somewhere?

     

    Ana fiil olarak be kullanıldığında yardımcı fiil kullanılmaz –be + özne-:

    Is this the front or the back of the dress?

     

    Doğrudan seçenekli soru sorarken or not kullanılabilir. Bazen kızgınlığı veya sabırsızlığı gösterir:

    Do you want to go to the cinema or not?

     

    Seçenekli sorular bağlama bağlı olarak evet-hayır şeklinde cevaplanabilir:

    A: Are there trains or buses from the airport to Belgrade?

    B: Yes, there are. (There are both trains and buses.)

     

    Wh-soruları seçenekli soru olabilir:

    Which do you prefer, with or without salt?

     

    Kısaltılmış seçenekli sorular sorulabilir –resmî olmayan konuşmalarda-:

    A: Would you like a coffee?

    B: That’d be great.

    A: Black or white?

     

    Açıklayıcı soruların soru olduğu; yazı dilinde sonunda soru işareti olmasından ve konuşma dilinde bağlamdan ve genelde edasından anlaşılır:

    That’s your father?

    Kyle’s leaving?

     

    İki aşamalı sorularda ilk soru dinleyiciye konuyla alakalı girizgâh –tanıtım- yapar. Özellikle doğrudan soru sormak istenmediğinde kullanılır:

    What do you think about this building? I mean, do you like it?

    Bazen başka sorunun ardından evet-hayır sorusu kullanılabilir. İlk soru konu hakkında bilgi verir ve konuşmacı genelde cevabını bilir. İkinci soru daha spesifiktir:

    A: Are you driving to college tomorrow?

    B: Yeah. I’m hoping to leave at 8 am.

    A: Could I have a lift with you?

     

    Bazen soru sorabilir miyim diye cümleye girilir. Kibarlık göstergesidir. Resmî durumlarda –röportaj gibi- çoğunlukla tercih edilir. Cümle sonunda soruyu daha da kibarlaştırmak için please kullanılabilir:

    A: Do you mind if I ask you a personal question?

    B: Sure.

    A: Do you like Janie?

    B: Well, most of the time, I do.

    May I just ask a question, please?

     

    İki aşamalı sorular ayrıca ilk soruyu sorup ardından yüksek tonlama veya alçalıp yükselen tonlamayla bir cevap öne sürerek de kullanılabilir:

    Where are you from, Helen? Manchester?

     

    Wh-soruları what, when, where, who, whom, which, whose, why ve how ile başlar. Bilgi almak için kullanılırlar. Wh + yardımcı fiil + özne + ana fiil veya wh + kip fiil + özne +

    ana fiil şeklince soru cümlesi kurulur:

    Who’s been paying the bills?

     

    What, who, which veya whose mzne veya öznenin bir parçası olduklarında yardımcı fiil kullanılmaz –özne + fiil-:

    What fell off the wall? Which horse won?

     

    Genelde öncesinde sorulan bir sorudan beklenen bilgi alınamadığında veya ilgiyi göstermek için wh-sorularında vurgulama yapılabilir –do yardımcı fiili ile-:

    A: How was your weekend in Edinburgh?

    B: I didn’t go to Edinburgh.

    A: Really. Where did you go?

    B: We decided to go to Glasgow instead.

    A: Ronald Price lives in that house, doesn’t he?

    B: No. He moved out.

    A: So who does live there? (Vurgusuz hâli: So who lives there?)

    B: Actually, his son is living there now.

     

    Wh-sorularının olumsuz hâllerinde başka yardımcı/kip fiil olmadığında do yardımcı fiili kullanılır:

    Who doesn’t want an ice cream?

    Which door didn’t open?

     

    Konuşma dilinde bazen wh-soruları açıklayıcı soru olarak kullanılabilir. Özellikle alınan bilgi kontrol edilirken veya belli bir ayrıntı hızlıca kontrol edilmek istendiğinde kullanılır. Normal

    wh-soruları daha resmîdir:

    A: So we’re all going to be there at eight?

    B: Right, I’m travelling with Larry.

    A: You’re travelling with who? (Resmî hâli: Who are you travelling with?)

    B: With Larry. We’re actually going on our bikes.

    A: Is your sister here too or just your mother?

    B: Just my mother.

    A: And she’s here until when?

    (Resmî hâli: And when is she here until? Daha resmî hâli: Until when is she here?)

     

    Resmî sorularda edatların ardından wh-sözcükleri ve öbekleri gelebilir:

    From where will the money come? (Resmî olmayan hâli: Where will the money come from?)

    Who should we send the invitation to?

    Whom should we send the invitation to? (resmî)

    To whom should we send the invitation? (daha resmî)

     

    Soruları kısaltırken genelde edat ve tamamlayıcısı birlikte kullanılır:

    A: We’re all meeting up tonight.

    B: At what time?

     

    Ana fiil + öbek eki içeren fiiller kullanılarak soru sorulurken öbek eki veya edat fiilden ayrılmaz:

    When did you wake up this morning?

     

    Yardımcı fiil + özne + ana fiil veya kip fiil + özne + ana fiil ile evet-hayır soru cümlesi kurulur:

    Is she working very hard?

     

    Ana fiil olarak be kullanıldığında yardımcı fiil kullanılmaz:

    Is she your sister?

     

    Birden fazla yardımcı fiil veya yardımcı fiile ek olarak kip fiil varsa özneden önce ilk yardımcı/kip fiil kullanılır. Özneden önce sadece yardımcı/kip fiil gelir, ana fiil gelmez:

    Is this phone call being recorded? (Yardımcı fiil + özne + yardımcı fiil + fiil)

    Has the garden been looked after while you were away?

    (Yardımcı fiil + özne + yardımcı fiil + fiil)

    Should we have been writing this down? (Kip fiil + özne + yardımcı fiil + yardımcı fiil + fiil)

     

    Be ana fiili ile yapılan soru cümlelerinde yardımcı fiil kullanılmaz –be + özne-:

    Was she angry when you told her about the accident?

     

    Have ana fiiliyle evet-hayır soruları yaparken fiil + özne şeklinde cümle kurulabilir ama resmî kaçar. Nötr veya resmî olmayan şeklinde have got ve do kullanılır:

    Have you an identity card? (resmî)

    Do you have an identity card? (nötr)

    Have you got an identity card? (resmî olmayan)

     

    Geçmişte bir şeye sahip olmakla alakalı soru sorulurken did … have, had … got’tan daha yaygın kullanılır:

    Did you have your glasses with you when you left the car?

    Had you got your glasses with you when you left the car?

     

    Evet-hayır sorularına cevap verirken yes, no, yep, mm, okay, nah, nope kullanılabilir. Bazen yes veya no cevabının yanında ek bilgiler verilir. Yes veya no demeden ama cevaptan bunun anlaşılacağı şekilde cümleler kurulabilir. Bazen yardımcı fiil ile cevap verilir. Genelde durumun beklendiği veya düşünüldüğü gibi olduğunu kontrol etmek, doğrulamak için veya bir şeyin yapılacak en doğru şey olduğu düşünüldüğünde evet-hayır sorularının olumsuz hâli kullanılır:

    Shouldn’t we be leaving?

     

    Not’ı kısaltmadan kullanırken yardımcı fiil + özne + not, yardımcı fiil + not + özne’ye nazaran daha yaygın tercih edilir:

    Is that not the oldest building in this street? (Resmî)

    Is not that the oldest building on this street? (Çok resmî)

     

    Davet, öneri veya şikâyetleri vurgulayarak ifade etmek için evet-hayır sorularının olumsuz hâli kullanılabilir:

    Won’t you stay for dinner?

     

    Konuşma dilinde başka birinin söylediği şeyle alakalı genelde kısa sorular sorulur. Konuşmacı ve dinleyici bağlamı bildiği için genellikle wh-soruları kısaltılır. Kısaltmak daha doğrudur –kısaltmayınca doğal durmaz-:

    A: I need to go to the shop.

    B: What for? (Tamamı: What are you going to the shop for?)

     

    Bir şey dinlenirken ilgi veya şaşkınlığı belirtmek için sorular sorulabilir

    -really, okay, yeah- gibi cevaplardır. Yardımcı/kip fiil veya bunlar yoksa do/did kullanılarak soru cümleleri oluşturulur:

    A: I left school when I was 14.

    B: Did you? Really?

    A: I can’t watch horror movies.

    B: Can’t you?


    Söylenen tam olarak anlaşılmadığında veya duyulan doğrulanmak istendiğinde karşıdaki kişinin ağzından çıkanları tekrar ederken yansıma soruları kullanılabilir:

    A: Did you hear Pete’s giving up his job.

    B: Pete’s giving up his job?

     

    Genelde cümle sonunda wh-sözcükleriyle oluşturulurlar:

    A: His name is Thokosani.

    B: His name is what?

     

    Bazen konuşurken kendi kendine sorular sorulur. Spesifik bir bilgi hatırlanmaya çalışılırken, emin olunmadığını göstermek için veya dinleyicinin bir şeyi doğrulaması istenirken kullanılır:

    There’s a great new restaurant on that street, what was it called, Marco’s, I think.

    A: Fiona is coming to stay in June, when is it, the last weekend in June?

    B: Yeah, I think that’s right.

     

    Resmî olmayan durumlarda –özellikle konuşma dilinde- cümleciklerin tamamını kullanmak yerine sorular kısaltılabilir. Kısa sorular cümlecik, öbek veya tek bir sözcük dahi olabilirler:

    Are you hungry? (Tamamı)

    You hungry?/Hungry? (Kısa soru)

    Is this your pen? (Tamamı)

    This your pen? (Kısa soru)

     

    Soruları kısaltırken yardımcı fiil ve özne genelde cümleden çıkarılır:

    A: Got the key? (Tamamı: Have you got the key?)

    B: Yeah.

    A: Working tonight? (Tamamı: Are you working tonight?)

    B: No, thankfully.

     

    I öznesi varsa yardımcı fiil veya özne cümleden çıkarılamaz:

    Have I met you before? (Doğru)

    Met you before? (Yanlış)

    Am I really the one for this job? (Doğru)

    I really the one for this job? (Yanlış)

     

    Bağlam hakkında çok şey biliniyorsa genelde sorular kısaltılır. Aksi takdirde tuhaf ve çok resmî durur:

    A: Are you looking forward to the party?

    B: Not really.

    A: Why aren’t you? (Tamamı: Why aren’t you looking forward to the party?)

    B: I’m not a great fan of parties.


  • Benzer İçerikler